Adalet Nedir?

Adalet, kime ne anlatır ne hissettirir, neler hatırlatır bilemiyorum. Ondan bahsetmemizin nedeni ise insanlık var olduğundan beri kendisine değer yüklenen, fakat ne hikmetse bir türlü hayatta karşılığını ve kendi benliğini bulamamış, tarih boyunca suistimale açık bir kavram aklıma geliyor.

Öyle ki; Adaleti tanımladığımızda şu sonuçla karşılaşmamız kaçınılmaz olmalıydı; “Dişe diş, göze göz” yani benden gideni senden alırım demek. Bunu şöyle tarif edebiliriz; Kişinin ya da toplumların kendilerine yapılana veya kendilerinin başkalarına yaptıklarına karşılık, aynısıyla muamele görmeleridir. Bazen bu karşılık, yapılan işi bir kefeye koyup, terazinin diğer kefesine de, yapılan olaya denk gelecek başka bir işi koymakla da olur.

Maalesef adalet, insanoğlu Dünya üzerindeki rolünü üstlendiğinden beri olması gerektiği yerde değildir. Zalim otoritelerin elinde, mazluma karşı kullanılan bir silah haline getirilmiştir. Çalarak zenginleşenlerin, kendilerinden çalınanları geri almaya çalışanlara karşı, zayıf tarafı korkutmak ve caydırmak için kullandıkları bir uygulama biçimi olmuştur.

Adaletin bu işleyiş analizini daha sonraki yazılarımda sizlerle paylaşacağım. Konu bağlamından kopmadan şöyle bir başlıkla devam etmek istiyorum;

Adalet Bir Hakediştir

Bir hakedişi ya da haksızlığı anlatırken kullanır insanlar. İçinde bulundukları şartlara bununla çözüm ararlar. Söylerken yürekten söyler, isterken yine yürekten temennilerle hayat bulmasını isterler.

Evet! Sorunlar adaletle çözülmüş, eşitlik ve eşitsizlik, denge ve dengesizlik anlam bulmuş sanki bu kavramın içerisinde. Adalet, aslında her bir insana çıkmazlarında umut olmuş ve  çıkış yolu göstermiştir. Gerçekten böyle midir? Yoksa bir umutla hayatta varlık bulmasını beklerken dillere pelesenk mi olmuştur?

Bu kavramın durumunu neye benzetiyorum biliyor musunuz? Hani bir gelin her şeyiyle süslenir, hayatını kendisine adayacağı, iyi ve kötü gününde yanında olacağı, bütün zorluklar karşısında yılmadan beraberce mücadele edeceği eşini bekler ya! Bir umutla, heyecanla gelin odasında. İşte adalet de aynen bu ilişkide olduğu gibi, her bir işin başından sonuna kadar gelin odasında gelini umutla beklediği damat gibidir.Adalet yanı başınızda, daima ona tutunup kendisiyle değer ve huzur bulduğunuz yol arkadaşı gibidir.

Adalet, Yalnızlığı Ortadan Kaldıran Ve Güveni Sağlayan Bir Dengedir.

Onsuz olmaz. Ne sen onsuz olabilirsin ne de o sensiz. Sen varsan o da seninle beraber vardır. Hayatta Seninle beraber varlık bulur. Hayatın dengesi, hayatın doğru ve güvenilir yaşanması ona bağlıdır. Onu bir an bile terk ettiğinizde karşılaşacağınız en büyük sorun yalnızlık ve güvensizlik duygusudur. Gerçekte de böyledir. Sadece duygularda kalan bir tanımlama değildir. Muhakkak onun bu yönünü hayatınızdan çıktığında hisseder ve kendinizi ciddi bir boşluk içerisinde bulursunuz. O sizi terk etmez, siz onu terk ederseniz.

Adalet Bir Sorumluluk Bilincidir

Adalet size ve sizin etrafınızdakilerle olan ilişkilerine dair, bir sorumluluk bilinci verir.. Onunla hayat bulursunuz. Akan bir ırmağın akıntısına kapılıp, kurtuluş için kendisine tutunduğunuz dal gibi.

O nedir biliyor musunuz? Bana göre o bir bebeğin güvenle anne kucağına sığınması, bir gencin delikanlılığı, korkusuzluğu, bir olgun kişinin hayat tecrübesine olan tutunuşu, bir ihtiyarın bastonuna dayandığı ve ona güven duyması gibidir. O her çağda ve yaşta insanoğluyla beraberdir.

Adalet, Yaptığına Karşılık Bulacağın Şeydir

O, hayata dair seçtiğin bir yolun sonunda, iyi veya kötü bir sonuçla karşılık bulmandır. Öyle bir karşılık ki bu; söz konusu kendimiz dahi olsak, kendimize hak ettiğimiz karşılığı verecek kadar cesarete sahip olmamızdır.

İnsan, organizma olarak milyarlarca hücreden meydana gelmektedir. Yani kendi bedeninde başka canlı organizmalar barındırmakta ve onlarla beraber yaşamaktadır. İnsana verilen özgür irade, bunlar üzerinde iktidar olarak yönetimi elinde bulundurmaktadır.

O halde iktidara düşen ilk ve en önemli görev, tebaasına karşı barış ortamı sağlayarak onlar üzerinde adil olmaktır.  Zor bir iş değil mi? Söylerken bile insanı düşündürüyor. Her bir hücreye kendi görevini yerine getirebileceği fırsat ve imkânı verecek, bunlar görevlerini yerine getirirken, diğerinin çalışma sahasına müdahale etmeyecek.

Bir sorun çıktığında da her birisine hak ettiği karşılığı vereceksin ki insan denilen canlı organizma varlığını sürdürebilsin.

Eğer bedeninize karşı bu hassasiyeti taşıyıp kendinize karşı adil iseniz birçok bireyin bir araya gelerek oluşturduğu toplumsal yaşam biçimi içerisinde muhakkak ki adaleti tesis edersiniz. Siz kendinize karşı dürüst olduğunuz için başkalarına da öyle davranırsınız.

İnsanoğlunun yaşam serüveninde adalet çok fazla yerini bulmasa da,  ilahi işletim yasasının  değişmez bir sonucu olarak, herkesin kazanımlarıyla doğru orantılı kendi safına kayıt edilecektir.

Adalet Yaşamın İçinden Anlam Kazanır

“Eden bulur” diye bir halk tabiri vardır ya, inanın işte mutlak adaletin değişmez tecellisi aynen bu şekildedir. Gerçekten bir şekliyle eden ettiğini buluyor. Başka bir halk deyişiyle “Ne ekersen onu biçersin” sözü de aynı durumu açık bir şekilde çağrıştırmaktadır.

Kıst Olmadan Adalet Olmaz

İnsan, doğru kalabilmek için kendisiyle ve etrafıyla onu barışık kılan ilkelere tutunur. Terazinin de doğru tartması, iki kefesinin birbirine denk gelebilmesi için de, oturduğu zeminin doğruluğu ve düz olması önemlidir. İşte adalet de, böyle bir zeminin neticesinde ortaya çıkar. Yani “kıst” denilen kavrama muhtaçtır. Olumlu ya da olumsuz doğru bir sonuç almanın yolu “kıst”tan geçer. “Kıst” olmadan adalet olmaz.

“Kıst” adaletin ortaya çıkmasını sağlayan doğru bir zemindir. Bir yaşam tanımlaması olarak, isterseniz buna barış ortamı , her bir varlığın yerli yerince olup uyum içerisinde varlığını sürdürmesi, hayatı anlamlı kılan insanın kendisine tutunduğu doğru yaşam ilkeleri , hayat gerçeği karşısında bütün insanlara tanınmış fırsat eşitliği , Ya da yaşayabilmek için sahip oldukları imkânlarla en doğruyu var edebilme mücadelesi deyin. İşte adaletin varlık bulacağı zeminin adıdır kıst.

Öyle ya! Hayatta birbirine bağlanmayan ne var ki adalet “kıst”a bağlanmamış olsun. Olsun ki, suistimaller ortadan kalksın. Her şey yerli yerine otursun ve adalet yerini bulsun.

Mehmet Zeybek

Latest posts by Mehmet Zeybek (see all)

Bunu arkadaşlarınla paylaş;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Takipte kalmak için,

imgimg
imgimg