Alçak Uçan Yüce Konar, Yüce Uçan Alçak Konar

En temel ahlaki kurallardan ve “iyi” insan olmanın önemli adımlarından biri olarak görülen “alçak gönüllülük” ve “tevazu” bütün ahlaki sistemlerin ve dinlerin ödüllendirdiği erdemli bir davranış olarak kabul edilir.

Dilimize Arapçadan giren “tevazu” kelimesinin eş anlamlısı “alçakgönüllülük” olarak çevrilmektedir.  Tevazu (V-D-A) kelimesinin kökü ise “aşağı indirme” anlamına gelir. Burada önemli bir nokta var ki, o da; yine kelime kökünden hareketle Arapçadan alarak kullandığımız “Vaziyet” ( bir şeyi yerine koymak, konum, durum ) kelimesi ile “Tevazu” kelimesi aynı kökten türemiştir. Buradan yola çıkarak “mütevazi” insan için “kendi vaziyetini ( durumunu, konumunu ) bilen ve ona göre davranan kişidir” diyebiliriz. Vaziyetini ( konumunu ) bilmeden aksi bir davranışta bulunun kişi ise “kibirli” olarak tanımlanabilir.

Bilinenin aksine “alçak gönüllü” ile “mütevazi” aynı şeyler değildir.

Bu konuda toplum genelinde bir anlam karmaşası olduğunu düşünerek, konuyu bir örnek üzerinden açıklamak istiyorum. Bir “Hakim” düşünelim. Mahkeme salonunda karar verirken “Hakim” sıfatının ( vaziyetinin, konumunun ) gereğini hakkıyla yerine getirirse “tevazu” göstermiş olur ve “mütevazi” biri olarak nitelendirilir. Ancak aynı “Hakim” marketten alışveriş yaparken “müşteri” olmasına rağmen yine “Hakim” sıfatını kullanıp, maddi veya manevi bir çıkar elde etmeye çalışırsa “mütevazi” davranmamış olur. Yine aynı örnekten yola çıkarak hüküm verirken “alçak gönüllü” olarak bir karar vermesi ondan beklenirse, temsil ettiği makamın gereğini yerine getirmemiş olur.

Şüphesiz bu durum hayatın her safhasında, her olayda ve kişiler arasındaki ilişki biçimlerinde de belirleyici bir unsurdur ve kişinin “had bilmesi” nin bir sonucudur. Unutmamak gerekir ki; “kendini bilen, haddini bilir”.

 “Mütevazi” bir insan olmak isteyen bir kişinin “gurur”, “kibir” gibi insanın kişiliğine zarar veren duruma düşmemesi için, gurur veya kibir hali hangi alanda gerçekleşiyorsa, o alandaki davranışların tam tersini yapması gerekmektedir. Sizin de fark edeceğiniz üzere “mütevazilik”; “alçak gönüllülük” ile “kibirlilik” kavramlarının tam ortasında “her şeyi yerli yerine koymak için çaba sarf etmek” anlamına gelir ki bu aynı zamanda o kişinin davranışlarına da yansır. Zira davranışlara yansımayan herhangi bir erdem, dilden öteye geçmez ve en basit tabiriyle “samimiyetsiz” olarak tanımlanır.

“Alçak gönüllülük”, “tevazu”, “had bilmek” ve “kibir” deyince Büyük Ozan Yunus Emre’ye kulak vermemek olmaz diye düşünüyorum. Ne demişti Büyük Ozan?

Yol odur ki vara,

Göz odur ki Hakkı göre,

Er odur ki alçakta dura.

Yüceden bakan göz değildir.

 Ne güzel özetlemiş değil mi? Hayatımızın “batılılaşıp”, erdem olarak bildiğimiz değerleri, “Bana dokunmayan yılan bin yaşasın” şeklinde algıladığımızı düşünürsek, daha da anlamlı geliyor insana…

Emre Özer

Latest posts by Emre Özer (see all)

Bunu arkadaşlarınla paylaş;

Alçak Uçan Yüce Konar, Yüce Uçan Alçak Konar” için bir yorum

  • 4 Ağustos 2019 tarihinde, saat 00:36
    Permalink

    Allah razı olsun emre kardeşim bizim orda da söyle derler halına bakmıyon hasan dağina oduna gidiyon derler onun içindirki insan kendini bilmeli ve durum vaziyetine potansiyeline göre davranmalı sagolun

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Takipte kalmak için,

imgimg
imgimg