“Dünyayı değiştiremiyorsan, dünyanı değiştir. Hepsi bu.”

İçinde yaşadığımız yerkürede oluşan yaşam biçimleri ve karar mekanizması ile ilgili sorgulama yaptığımızda birçok çarpık ilişki biçimini görmemiz mümkündür. “Bence” demeden önce sizlerin fikrini almak istiyorum ve soruyorum: Ortada iyi ve doğru gitmeyen bir şeyler görüyor musunuz? Görüyorsanız bunlardan kurtulmak ve doğruyu bulmak için sizce sorulması ve sorgulanması gereken ilk şey nedir? Nereden başlamak gerekir?

İlk yazımda da belirttiğim gibi sorgulanması gereken ilk şey nedir? Nereden başlamak gerekir? Diye sorgulayarak bir kapı açmıştık. Bu sorular karşısında elbette herkesin “bence” diyeceği bir tarafı vardır ve konuya öyle giriş yapıp anlatmaya başlayacaktır. Sizler “bence” deyip sonrasını nasıl getirdiniz bilmiyorum ama inanın duymak ve bilmek isterdim. Bu yüzden, sadece yazılarımızı okuyup geçmeyin, lütfen düşüncelerinizi bizimle paylaşın!..

İlk yaratılış ve sonrasındaki yaratılış süreci daima iyilik üzerinedir. Kötünün var olması yaratılanın özde kötü olmasından değil iyilik sahasının terk edilmesinden kaynaklanmaktadır. Demek ki iyi ve kötü dünya hayatı var olduğu sürece devam edecektir. Bu da insanların davranış biçimleri üzerinden ortaya çıkacaktır. Ortaya koyduğumuz davranışlarımızla aslında bizler de iki taraftan biriyle isimlendirilmekteyiz. Düşüncelerle taraf oluşturmak hayatta karşılık bulmadığı sürece bir anlam ifade etmeyecektir. İyi ve kötünün tanımlaması, o düşünceleri temsil eden iş, eylem ve hareketlilikle belirginleşir. İnsanlar duygu ve düşünceler üzerinden ortaya çıkan davranışlarla bir hukuk ve ilişki biçimi oluştururlar. Bireyler arası ve toplumsal ilişkiler de bunlar üzerine bina edilir. Temelde yine de bir düşünce sistemine dayanan davranış biçimleri, var olduğun yerde varlık sebebinin bilincinde olarak, evrendeki bütün ilişkileri, her bir varlığın varlık amacına uygun okuyarak, iyi bir bakış açısına, algıya, zihnin karar mekanizmasının doğru ve yanlış hakkında vereceği kararların doğru kriterlerle donanmış olmasına bağlıdır.

Karar Mekanizmasının İşlemesi

Karar mekanizması sağlıklı işleyen bir bireyin, bir an bile olsa, kendini yaşamın dışına alarak dışarıdan insanların yaşamını seyreden birisi olarak gidişatın yanlışlıklarını fark ettiğinde bu yanlışlıkların durum tespitini yapıp bunda kendisinin nasıl bir rol oynadığını görebilmelidir ve demelidir ki; ” Bende bu yaşamın içinde bulunuyorsam mutlaka doğru ve yanlış gidişat da bir katkım olabilir dolaylı ya da direkt bu rolü üstlenmiş olabilirim“.  Kişisel sorgulamamı yaptığımda acaba ben bütün yaratılmışlar içerisinde olmam gerektiği yerde miyim? Yoksa bunun dışında bir eksen üzerinde miyim? Eğer eksenden kaymayı fark ettiysem,  o halde ilk ele almam gereken ve düzeltilmesi icap eden kendim olmalı değil miyim?

Kendimi düzelteceğim! Ben düzelmeden bu işler olmaz! Özümden koparılmış olan ben ve içinde yaşadığım dünya. Bu nasıl olabilir ki! Kendi bozulmuşluklarımı nasıl düzelteceğim? Bireysel ve toplumsal bozulmuşluklar devam ederken ben nasıl bozulmadan temiz kalacağım? Bu yaşamın içinde bulunarak mı? Yoksa dışına mı çıkmam gerekiyor? Evet, belki de büyük bir sıkışmışlık karar vermemi zorlaştırıyor. Yaşanmışlıkların ve yaşananların bende oluşturduğu alışkanlıklar yeri geldiğinde olmasa da olur dediğimiz fakat ne hikmetse vazgeçemediklerimiz… Peşinde koştuğumuz tutkularımız, aşılamaz hale getirdiğimiz sorunlarımız… Acaba karar almamızı zorlaştıranlar bunlar mı?

İnsanın hayatında hep bir önce ve sonra ilişkisi vardır. Öncenizle ilgili verdiğiniz doğru ve güzel bir karar ya da yanlış bir karar, bununla doğru orantılı attığınız sağlıklı bir adım ya da sağlıksız bir adım, sonranızı belirleyecektir. Sonranızı mı merak ediyorsunuz? O halde ilk attığınız adımınıza bakın. Bakın ki bugün vazgeçemedikleriniz yarın esaretiniz haline gelmesin.

Mehmet Zeybek

Latest posts by Mehmet Zeybek (see all)

Bunu arkadaşlarınla paylaş;

“Dünyayı değiştiremiyorsan, dünyanı değiştir. Hepsi bu.”” için 2 yorum

  • 24 Kasım 2018 tarihinde, saat 12:39
    Permalink

    vazgeçemediklerimiz… Peşinde koştuğumuz tutkularımız, aşılamaz hale getirdiğimiz sorunlarımız… Acaba karar almamızı zorlaştıranlar bunlar mı?
    Belkide vazgectiklerimiz vaz gecmek zorunda kaldiklarimiz zorla vaz gecirdiklerimiz bizlerin karar almasini yada dogru kararlar almamizi yada istedigimiz kararlari alamamamizi sagliyor…!

    Yanıtla
    • 25 Kasım 2018 tarihinde, saat 01:29
      Permalink

      İlgi ve alakanız İçin teşekkür ediyorum.
      Yaşam akıp giderken bu inkar edilemeyen gerçek karşısında birşeylere tutunmamız gerektiğini ya da gerekliliğini unutmayalım.
      Ve bu bizim irademizle olacak. Seçmek zorunda kalacağımız şeyi isteyerekte seçebiliriz. Buna zorlanabilirizde . Her iki durumda da seçen biziz sonuç açısından bir şey değiştirmeyeceği gibi, mazerette oluşturamaz. Biz hangi durumda ve konumda olduğumuza bakıp kararlarımızı ona göre vermeliyiz. Verdiğimiz karardan beklediğimiz şey ne? Hangi sonuçla yüzleşmek istiyoruz……
      Teşekkür ediyorum

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Takipte kalmak için,

imgimg
imgimg