Düşünebilmenin Çocuklarımıza Öğretilmesi – 1

Düşünmeyi, en genel tarifiyle “anlam arayışı” diye ifade etmeyi doğru buluyorum.

Daha detaylı bir tanımlamayla var olduğunu düşündüğünüz bir anlamı keşfetmeye çalışmak ya da anlamı net olmayan durumlardan anlam çıkarmaya çalışmak anlam arayışıdır diyebiliriz.

Düşünmeye teşvik edilmek ve düşünebilmenin öğretilmesi, çocuklarımızın hem sorgulama yetilerini geliştirmek hem de merak dürtülerini korumak adına gereklidir.

Çocuk; farklı bakış açılarının-fikirlerin tartışıldığı ortamlarda, farklı görüş ve fikirlere saygı duymayı, kendini özgürce ifade edebilmeyi ve buralarda söylediklerinin veya düşündüklerinin nedenlerini bulmayı, bunları da temellendirmeyi öğrenecektir.

Çocuğun kendine dayatılanları fark edebilmesi ve kendisi olabilmeyi koruyabilmesi her şeyden önce düşünebilmesi, kendi farklılığını tüm özgünlüğüyle ortaya çıkarabilmesi gerekir.

Anlam arayışı eğitim ve öğretim sürecinde neden gerekli?

İçinde yaşadığımız toplumumuzda eğitim; sizlerin de hatırlayacağı üzere her zaman ezberle birlikte düşünülmüştür. İlköğretimde okumayı öğrenirken ilk yaptığımız okuduklarımızı ezberlemek olmuştur. Önce şiirler, çarpım tablosu, arkasından savaş tarihleri ve sonrasında anlamadığımız birçok şeyi ezberleyerek eğitimimizi tamamlıyoruz. Mezun olduktan 2-3 yıl sonra hiçbir şey hatırlanmadığını görürsünüz.

Geçmişle kıyasladığımızda, bize verilen eğitimle çocuklarımıza verilen eğitim arasında hiçbir fark olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Ezberci bir anlayışla devam eden bir eğitim sistemi ile çocuklar düşünmeyi, akletmeyi, sorgulamayı, varsayımlarda bulunmayı öğrenebilir mi?

Üzülerek belirtmeliyim ki, ebeveynlerin aile içindeki yanlış tutum, davranış ve yaklaşımları, çocukların düşünmelerine sınırlama getirmeye, hayal güçlerinin ise köreltilmesine sebebiyet vermektedir.

Düşünebilme ve Çocuklar 

Bireyin gelişiminin büyük bir kısmını da erken çocukluk döneminde tamamladığı hepimiz tarafından bilinmektedir.

Bu dönemde çocuklara doğru rehberlik ile onların gelişim özellikleri, ilgileri ve bireysel farklılıkları göz önünde bulundurularak, düşünme becerisi kazandırmayı hedefleyen eğitim programları hazırlanmalıdır.

Her insanda bulunan merak içgüdüsünün, çocukların soru sormaya başladıkları bir dönemde eğitim sistemi tarafından baltalandığına hepimiz şahit oluyoruz.

Teknolojinin gelişmesiyle beraber, sosyal medya, bilgisayar-tablet oyunlarının çocuklarımızın keşfetme, merak etme, üretebilme kabiliyetlerini yok ettiğine ve eleştirel düşünmenin oluşmadığına hepimiz şahidiz.

Üniversite yıllarında ise ders notlarını ezberlemeye dayalı sınıf geçme sistemi, gençlerimizin kendilerine has bir düşünceleri olmadan hayata atılmalarına neden olmaktadır.

Buraya kadar çocuklarımızın düşünce sisteminin nasıl yok edildiğine dair tespitlerde bulundum, bir sonraki yazımda çözüm önerilerimi paylaşacağım.

Bunu arkadaşlarınla paylaş;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Takipte kalmak için,

imgimg
imgimg