Facebook’dan Feyz Almak Mümkün mü?

Sosyal ağların insan hayatına girmesiyle beraber hepimizin hayatında birçok şey değişti. Artık anlık “paylaşımlar” yapabiliyor, sevdiklerimizle sanal ortamda “sohbet” edebiliyoruz. İletişim biçimlerimizin geçmişten günümüze evrimine bakarsak sırasıyla; yüz yüze görüşme, mektuplaşma, telgraf çekme, telefonla görüşme, sosyal ağlar üzerinden kelimeleri kısaltılarak yazışma (ör: tmm, ok, tşk vb.) ve en son sarı kafalarla (emoji) duyguları ifade etme olarak sıralayabiliriz. Ne kadar da sığlaşmış değil mi? Bu yazımda sosyal medya aracılığıyla, “paylaşım” adı altında, ilişkilerimizi sığlaştırdığımız sosyal platformlardan biri olan Facebook ve ona olan facebook bağımlılığı üzerinde durmak istiyorum.

Dünya genelinde her üç kişiden ikisi sosyal ağları ziyaret ediyor ve sadece Facebook’un 350 milyon kullanıcısı var. Daha iyi anlaşılabilmesi için ülke nüfuslarıyla ifade etmemiz gerekseydi eğer; Facebook, Çin ve Hindistan’dan sonra dünyanın üçüncü ülkesi olurdu.

Birçoğumuzun Facebook ile olan ilişkisinin, “Geçmişte tanıştığım ama uzun süredir kendisinden haber alamadığım arkadaşlarımı Facebook sayesinde buldum” diyerek başladığını tahmin edebiliyorum. Bu, madalyonun bir yüzü, peki ya diğer yüzü?  

Yapılan çalışmalar, Facebook bağımlılığı olan kişilerde beynin amigdala bölgesindeki gri materyalinde hacim azalması olduğunu ortaya koyuyor. Yani Facebook bağımlılığı, tıpkı madde bağımlılığı gibi beyni küçültüyor.

Facebook Bağımlılığı ve Davranışlara Etkileri

Facebook Bağımlılığı ve Davranışlara Etkileri

Bir diğer çalışma ise Facebook bağımlılığı ile “dürtüsel karar verme“ ilişkisi üzerine. Bağımlılık Araştırma ve Teori dergisinde yayımlanan bir araştırmada Midwestern Üniversitesi’nden seçilen ve “Bergen Facebook Bağımlılığı Skalası”ndan yüksek puan alan 75 öğrenciye, hemen kendilerine verilecek 70 doları mı yoksa iki hafta sonra verilecek 200 doları mı tercih edecekleri sorulmuş ve katılımcıların hemen verilecek 70 doları tercih ettikleri tespit edilmiş.

Oldukça “masum ve olağan” bir uygulama kararlarımızı nasıl da etkiliyor değil mi? Üstelik sadece kararlarımızı etkilese belki razı olacağız ama kişilerin gündelik hayatını, ruhsal durumunu ve davranışlarını da etkiler hale gelmiş. Kişilere ait özel bilgilerin ve resimlerin kolayca paylaşımı, mahremiyet perdesinin paramparça edilmesi, sözel tacizler, tehditler, “çamur at izi kalsın” mantığıyla paylaşılan haberler de konunun bir başka boyutu.

Facebook gibi sosyal platformlar aracılığıyla “beğenmek”, “beğenilmek”, bir “arkadaşı eklemek!”, “paylaşmak”, “takip etmek”, bir “gruba katılmak” ve hatta “dürtmek” gibi “gerçek” kavramlar “sanal” hale gelmiş durumda.

Oysaki; aile bireylerinin bir araya gelerek sevincimizin, kederimizin paylaşıldığı “sofralara”, “Bir kahvenin kırk yıl hatırına”, içten bir kucaklamanın verdiği rahatlığa, “çayı koy geliyorum” diyebileceğimiz “gerçek” dostluklara muhtacız.

Ülkemizde depresyonun son 5 yılda % 70 artışını ve bazı ülkelerin neden “Yalnızlıktan Sorumlu Bakanlık” kurmak zorunda kaldıklarını anlamamız daha kolay sanıyorum.

Birilerinin bizim ilişkimizi “sanal” olarak tanımlaması yerine “gerçek” ilişkilere ne kadar da ihtiyacımız var sizce de öyle değil mi?

Emre Özer
Latest posts by Emre Özer (see all)
Bunu arkadaşlarınla paylaş;

Facebook’dan Feyz Almak Mümkün mü?” için bir yorum

  • 5 Şubat 2019 tarihinde, saat 00:50
    Permalink

    Evet malesef böyle bir bağımlılık söz konusu insan malesef karşısındakine iki….. lafzen güzel söz konuşmayı tercih etmekten aciz duruma geldi yazarın dedigi gibi kelimeyi bile uzun yazmadan kaçınan tembellesmis bir insan toplulugu olundu

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Takipte kalmak için,

imgimg
imgimg