Sağlık Satılık Değildir !

İnsan sağlığı, bir bireyin, bedenen ve ruhen, sosyal yönden kendini iyi hissetme ve iyi olma halidir.

Hastalık ve sağlık kavramlarını beraber değerlendirecek olursak, her iki kavramın da yaşam ve çalışma koşullarıyla doğru orantılı olduğunu ve sorunun odağında toplumsal, ekonomik, siyasi ve kültürel birçok nedenin yatmakta olduğunu görebiliriz.

Hepimizin bildiği üzere halk arasında çok yaygın bir söz vardır “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur“. Olması gerekene dair söylenmiş güzel bir söz ancak gerçekte öyle mi?

Yenilen ekmeğin, içilen suyun bozulması, hava kirliliği, kötü giden hayvancılık, tarımın zora girmesi, tohum ve buğdayın korunamaması, doğasına uygun yetiştirilmeyen tavuklar ve bu hayvanlara verilen yemlerin genleriyle oynanması sonucunda sağlık kurumlarının önünde iyileşmeyi bekleyen bir toplumun sağlıklı olmasını nasıl bekleyebiliriz?

İnsan Sağlığı ve Neden Hasta Olduğumuz

Bizim hasta olmamız kimin, ne işine yarar?

Tıp camiası acaba gerçekten sağlığımız ile mi ilgileniyor yoksa işin içinde başka hesaplar mı var?

Ortak refaha odaklanan, piyasanın insafına ve rekabetin kural tanımayan gücüne terk edilmeyen, koruma altına alınmış toplumsal alanlarımız olması gerekirken, hekimler birer iş adamı gibi davranıyorsa, sağlık kuruluşlarının ana hedefinde karlılık yatıyorsa, sağlık politikası ve yöntemleri ile ilgili bir sorunumuz var demektir. Toplumun temelini oluşturan insani ve toplumsal değerlerin çökmesini engellemek için, özelleştirilmeyecek ve ticarileştirilmeyecek alanları belirlemek ve hizmetlerin birer metaya dönüştürülmediği alanlar oluşturup bunları kararlı bir şekilde savunmak durumundayız. Bu ilkeleri hayata geçirebilmek için ise kar amacı gütmeyen verimli bir kamusal yapı için mücadele verilmesi gerekir. Elbette kolay değildir bu mücadele.

Sağlık alanındaki dayanışma da, emek hareketinin geçmişiyle siyasi ve ekonomik bakımdan ezilen toplumsal gruplar ile güçlü bağlar içeren uzun bir geçmişe sahip. Piyasada at koşturan bencil bireyin değil, elimizde ortak ne varsa onların üzerine kurulmalıdır dayanışma. Ortak değerler ve ortak deneyimlerdir temsil ettiği ve kolektif bilinçtir dile getirdiği. Sorunları dayanışma içerisinde çözme yeteneği kolektif bir güçtür. Toplumdaki her bir birey, kendi kişisel yetenekleri ile adalet esasına göre katkıda bulunmalıdır. Dayanışma aynı zamanda; işsizlik, yoksulluk, hakların gaspı, insan sağlığı ve sağlık hizmetlerinin yıkımı gibi ana sorunlar ile mücadelenin sağladığı bir bilinç gerektirir. En güçlü dayanışma ise, sistemli ve sürekli / örgütlü olanıdır. Tabandan güçlü bir katılım ile kurulandır.

İnsan sağlığı ve sağlıklı olmak bir insan hakkıdır, insan hakları ticarileştirilemez ve anlamı parçalanarak piyasalaştırılamaz. Böylece siyasi, ama aynı zamanda da bilimsel bir ilke çıkar karşımıza; “SAĞLIK SATILIK DEĞİLDİR.”

İlker GÜLLÜ

Bunu arkadaşlarınla paylaş;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Takipte kalmak için,

imgimg
imgimg