Kadın Evin Direğidir!

Erkeklerin “ama” diye başlayan cümlelerini duyar gibiyim… Bulunduğumuz coğrafi konum itibariyle ataerkil bir aile yapısına sahip olduğumuzun farkındayım. Bu aile yapısının doğal mirasçılarından biri olan erkeklerin, kendilerine biçilen rolden hiç de şikayetçi olduklarını sanmıyorum ama ya kadının rolü? . İstisnalar dışında erkeğe tayin edilen bu rol, kadını “ikinci sınıf vatandaş” konumuna düşürmekte ve değersizleştirmektedir diye düşünülebilir. Peki ama gerçekten öyle mi?

Kurduğum son cümlenin özellikle feministler tarafından çokça dillendirildiğini görüyoruz. Onlara göre kadın; bütün sahalarda etkin olmalı, daha “özgür” olmalı ve kaybolan itibarını geri almalıdır. Geliştirilen söylemler de bunu destekler mahiyettedir. “Kadın hakları”, “kadının özgürlüğü”, “kadın istismarı ve benzeri söylemler bu düşüncenin ürünleridir diyebiliriz.

Bu söylemler, içinde yaşamakta olduğumuz sistemlerin de hoşuna gitmiş olmalı ki, kadının sosyal hayatta daha etkin olması için ellerinden geleni yapmaktadırlar.

Konuya ülkemiz özelinde baktığımızda 2017 yılı itibariyle %27 olan kadının çalışma hayatında yer alma oranının, 2018 yılında %41’e ulaşması hedeflenmektedir. Bu, devletin bir biriminin ortaya koyduğu bir hedefken, diğer birimlerde bunu desteklemektedir. Anaokulu, kreş, gündüz bakım evlerinin teşvik edilmesini ve sayılarının hızla artmasını bu kapsamda değerlendirebiliriz. Çocuğu; “sosyalleşme” bahanesiyle “anne” den uzaklaştırıp eğitim verildiğine inanmak konunun bir başka boyutudur.

Yapılan bütün pedagojik araştırmalara göre çocukların doğumlarından sonraki ilk 6 yıl çok önemlidir. Çocukların şahsiyet gelişimi bu dönemde oluşmakta ve hayatına yön verecek birçok değeri aile ortamında elde etmektedir. Aile içinde kadına biçilen rol çoğaldığında bu dönemde alınması gerekenlerin birçoğu ilk 6 yıldan sonraki dönemde çevresel faktörler tarafından “istenildiği gibi” doldurulmaktadır.

 

 

 

Kadının Rolü

Bütün bunların önüne geçilebilmesi için öncelikli olarak kadının kendisine hangi rolü biçtiğini tayin etmesi gerekir. “Anne” olacaksa anne olmanın, “çalışan bayan” olacaksa bunun gereklerini yerine getirmesi ve ne için, neyden vazgeçiyorum sorularına cevap vermelidir.

Birden fazla role bürünüp altından kalkamayan “vicdanlı” bayanların bu durumdan şikayetçi olduklarına hepimiz şahit oluyoruz. Bu durumdan gerçekten “rahatsız” olanların kendilerinin yetiştiği aile ortamlarına bakmaları yeterli olacaktır. “Mutluluk oyunu” oynamaktansa “mutlu” olmayı tercih eden bayanların “geçmişte” olanlardan kendilerine ne miras kaldığını iyi anladıklarını göreceksiniz.

Emre Özer
Latest posts by Emre Özer (see all)
Bunu arkadaşlarınla paylaş;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Takipte kalmak için,

imgimg
imgimg