Neden Erteliyoruz?

Neden Erteliyoruz?

Kimimiz “yarın da yapabileceğim işi bugün yapmama ne gerek var ki” diye düşünürken; kimimiz de “bugünün işlerini yarına bırakmamalıyım.” diye düşünürüz. Siz hangisini tercih ediyorsunuz? “sürekli ertelemeyi” mi? Yoksa “hemen şimdiyi” mi?

Hepimiz içselinde az ya da çok yapmamız gerekenleri erteleme eğilimi taşıyoruz. “Erteleme davranışına” yaşamımızın hemen hemen her alanında sıklıkla başvurulduğuna ve bunun çoğu zaman alışkanlık haline dönüştüğüne de şahit oluyoruz.

Erteleme; insanın niyetiyle eylemi arasındaki boşluktur. Ertelediğimiz eylemler ilk bakışta sağlığımızı etkileyen şeyler oluyor; su içmeyi, yemek yemeyi, uyumayı, ihtiyaç gidermek gibi fiziki ertelemelerle ruhsal ve düşünsel ertelemelerin de ilk adımlarını atmış oluyoruz.

İçinde yaşadığımız toplumda insanlığın sorunu haline gelen “ertelemek”; atalet, rehavet, harekete geçememe ve eylemsizlik hakkında onlarca kitap, yüzlerce makale yazılmasına rağmen insanların durumlarında herhangi bir değişme olmadığını görüyoruz. 

Peki, insan neden erteler? 

Belki birçoğumuzun aklına tembellik gelir. Ertelemenin nedeni, sanılanın aksine tembellik değildir. İnsan, olumsuz duygularla yüzleşmeyi istemediği için erteler. Bunun asıl nedeni ise insanın duygularını nasıl kontrol edebileceğini ve nasıl yöneteceğini bilememesidir. 

Bir öğrenciyi düşünelim; “ders çalışacaktır, saate bakar, 13:45… der ki; 14:00 olsun da öyle başlarım. Saat 14 olur der ki; 2 saat uykuyu mu kendime fazla göreceğim, 2 saat uyuyayım da daha sonra zımba gibi kalkar yaparım” diyerek ertelemelerin ardı arkası kesilmez duruma gelir.

Erteleyerek kendisini daha iyi hissettiğini düşünen insanlar, kendilerine mantıklı gerekçeler sunarak, ertelemenin haklılığına inanırlar. Bu durumda erteleme, insana haz vermektedir. Haz veren her bir eylem gibi erteleme de alışkanlık oluşturmaktadır. Oysa ki bu alışkanlık, bilinenin aksine insanın kendine olan saygısını ve öz güvenini azaltır.

Burada “insan neden erteler” sorusuna cevap ararken davranışlarımızın ve tutumlarımızın temelinde, vücudumuzun komuta kontrol merkezi olan beynimizin erteleme işlevi var mı? sorusu da aklımıza geliyor. 

Bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalar ve araştırmaları incelediğimizde beynimizin yapacağı herhangi bir işi ertelediği gözlemlenmemiştir. 

Mademki, tüm davranışların temelinde beynimiz var ve ertelemek diye bir şey bilmiyorsa, o halde insan neden erteler? Sorusunun cevabını “Psychological Science” dergisinde yayınlanmış bir deneyi ele alarak anlamaya çalışalım; 

“Bu deneyde, manyetik yankılama görüntüleme (MRI) yöntemi kullanılarak, 264 kadın ve erkeğin beyinleri incelendi. Daha sonra katılımcılar, eylem ve dürtü kontrol etme yeteneklerinin ölçüldüğü bir anket doldurup, ‘karar ile ilgili eylem yönelim’ (AOD) puanı elde ettiler. Ya da diğer bir ifadeyle, kendilerinin ne kadar ‘erteleyici’ veya ‘yapıcı’ oldukları belirlendi.”

“Bulgular, eylem kontrolleri zayıf olan insanların (erteleyicilerin), genelde daha büyük bir amigdalaya sahip olduklarını gösterdi. Amigdala, beynin korku ve duygulara yönelik ana kontrol noktasıdır. 

İki araştırmacının aynı deneyle ilgili yorumlarına da yer verelim;

“Bu yüzden daha yüksek bir amigdala hacmine sahip olan insanlar, içinde bulundukları duruma karşı daha yönelimli oluyor ve bu sebeple, iyi bir gerekçe olmadığı sürece bir hedefe başlamaktan çekinmeye ve işlerin başlangıcını ertelemeye eğilim gösteriyorlar.”

Daha büyük bir amigdala hacmi olan bireyler, bir eylemin olumsuz sonuçları konusunda daha kaygılı olabilirler. Bu kişiler tereddüde düşüyor ve işleri erteliyorlar”.

Bu deneylerden anlayabileceğimiz gibi; amigdalamızın büyüklüğü, iyi bir gerekçenin olmayışı, korku ve kaygılarımız vb. birçok nedenlerle “erteleme” gerçekleşebiliyor.

Peki, birçok olumsuzlukları da beraberinde getiren erteleme davranışını nasıl yenebiliriz?

  • Öncelikle ertelediğimiz ne varsa, neyi neden ertelediğimizi tespit etmemiz gerekir,
  • Yapamayacağımızı düşünmek bizi harekete geçmekten alıkoyacaktır; dolayısıyla kendimize her fırsatta bu işin zor olmadığını, nasıl yapılacağını bildiğimizi, bilmiyorsak da işi yaparken öğrenebileceğimizi hatırlatalım,
  • Erteleme davranışını yenebilme de sihirli sözcük “başlamak”; bir işe başlayarak ilk adımı attığınızda aslında işin o kadar da zor olmadığını fark ederek kendinizi mutlu ettiğinizi, diğer adımlar için motivasyonunuzun arttığını deneyimleyeceksiniz,
  • Kendinize anlamlı, gerçekçi, küçük hedefler koyarak başlamak; çok ilerisini düşünerek bir anda büyük hedefler koymak yerine küçükten başlamak doğru bir karar olacaktır,
  • Mükemmeliyetçi iseniz bu düşüncelerinizle mücadele edin; yani “bir işi çok iyi yapamayacaksam hiç yapmayayım” demeyelim. “Bir şey yapmış olmak hiç yapmamanızdan” daha iyidir.
  • Dikkatimizi dağıtacak tüm dış etkenleri ve olumsuz bildirimleri kapatalım; bir işi yapmaya başladıysak, başka bir işe yönelmeyelim ve dikkatimizi dağıtacağını düşündüğümüz tüm dış etkenleri ortadan kaldırdığımızdan emin olalım (tablet, laptop, telefon, twitter, facebook gibi sosyal medya iletişim ağları vs.)

Unutmayalım! Kararlı olmak kabulle başlar. Erteleme alışkanlığımız varsa önce kabullenelim, ancak mücadele edebileceğimizi de bilelim. 

Yaşamımız ertelenemeyecek kadar kısa; yapabileceklerimizi yapmak, hayatımızı anlamlandırmak ve eğer başarmak istiyorsak cesaret ve çaba göstermek zorundayız.

Bugün, kendinize güzel bir hediye verin ve “ertelemeyin”.

Ömer Özbek
Latest posts by Ömer Özbek (see all)
Bunu arkadaşlarınla paylaş;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Takipte kalmak için,

imgimg
imgimg