İnsanlar Teknoloji ile mi Duygusuzlaştı?

Bazı şeyleri görmek için sıkı bir gözlemci, iyi bir analizci ya da profesyonel bir sosyolog olmaya aslında gerek yok. Hayatın koşuşturmasında, sürekli kendini tekrarlayan ve bu tekrarlayan şeylerin içindeki ruhu sömüren bir şeyler var. Acaba hayatımızı teknoloji sayesinde mi tekdüzeleştirdik? Teknoloji ve duygular arasındaki ilişki yüzünden mi yaptığımız işlerdeki ruh yok olmaya yüz tuttu?

Sabahları erken kalkmak sorun değil. Çünkü elbette ki günü iyi kullanmak, erken kalkıp işlerimizi halletmek hem güzel hem de yaratılıştan gelen ve insan doğasına uyan bir şey. Geceyi silen ve yeni bir günü başlatan Güneş’in doğmasıyla birlikte, onun ilk ışıklarıyla kuşların cıvıldayıp, doğanın canlanmaya başladığı saatler. Yani aslında ilk ışıklarla sadece biz değil, doğa da uyanıyor. Gündüz nasıl bu hareketlilik ve canlılık için var ise, gece de o kadar dinlenme ve sakinlik için var. Fakat biz bu vakitleri nasıl ve ne için kullanıyoruz?

Sabah sanki bir tabur asker yürüyor gibi iniyoruz metrolardan, uygun adım merdivenlerden çıkıp, geç kalacağız korkusuyla işlerimize, okullarımıza koşuyoruz. Yanımızda bir insan düşse veya bir insan yardım istese, başımıza bir iş gelecek diye korkuyoruz. Burada suç, gün boyu bakmaktan yorulduğumuz telefonda mı? Gece işten gelip karşısında uyuyakaldığımız televizyonda mı? Sabah bizi uyandıran çalar saatte mi? Yoksa bizim koşturmamıza hız kazandıran otobüs ve metrolarda mı? Gerçekten bizi tekdüzeleştiren ve duygusuzlaştıran bu tür teknolojik araçlar mı?

Teknoloji ve Duygular

Tabii ki teknolojik araçlar da bizim duygusuzlaşma sürecimizin içinde. Çünkü onlardan bazıları birileri tarafından, onlara daha iyi hizmet eden insanlar yetiştirmek için ve bir şekilde bizleri duygusuz ve duyarsız insanlar yapmak amacıyla üretildi. Dolayısıyla bize hız kazandırmaya başladılar. Hızlanmasak fabrikalarda çalışmaya geç başlar, daha çok üretip, daha çok kazandıramazdık. Hızlı olmasaydık akşam yorulup eşimizle, çocuğumuzla, belki bir iki laf etmeye, sevmeye, sevilmeye halimiz kalırdı ve televizyondaki, aklın üzerini örten programlara maruz kalıp, karşısında uyuyakalmazdık. Tabii uyuyakalmayan ve zamanında yatan bir vücut da, sabah belki kendi biyolojik saatinde mutlu mutlu kalkardı da, çalar saate gerek duymazdı. Aslında biz teknolojinin getirdiği hız yüzünden bu kadar yorulduk ve bu kadar duygusuzlaştık.

Oysaki teknolojinin insan hayatına kalite katıp, teknoloji ve duygular arasındaki ilişkiyi geliştirmesi gerekirdi değil mi? Hayattaki gelişmeler ile şarampole doğru son hızla gitmek ne kadar doğru değilse, yavaş gidip yol alamamak da doğru değil. Olması gereken, günümüz teknolojisinin ve temposunun analiz edilip, nerelerde hızlanıp, nerelerde yavaşlanacağını iyi bilen, sürekli kendisini ve çevresini bu araçlarla diri tutabilen insanlar olabilmek.

Oğuzhan Güneş
Latest posts by Oğuzhan Güneş (see all)
Bunu arkadaşlarınla paylaş;

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Takipte kalmak için,

imgimg
imgimg